12 Mart 2023 Pazar

RED BULL DAMGALI BAHREYN GP

 



Geçtiğimiz  pazar günü yapılan Bahreyn GP ile 2023 Formula 1 sezonunun açılışı  yapıldı ve aylarca dört gözle beklediğimiz  heyecana start verildi.

Max Verstappen, Bahreyn’de  koşulan ilk yarışı kazanarak sezona galibiyetle başladı.Sergio Perez’in yarışı ikinci sırada bitirmesiyle Red Bull takım olarak duble yaptı.Fernando Alonso yarışı  üçüncü tamamlayıp kariyerindeki  99.podyumuna çıkmış oldu.



Yarışta Red Bull’ların performansının iyi olacağı bilinse de yarışı  bu kadar domine etmeleri  kimse tarafından beklenen bir durum değildi. Yarışın galibi olan Max Verstappen neredeyse ekrana hiç gelmeden yarışı tamamladı. Yarış sonrası yapılan yorumlarda Verstappen ve Red Bull’un bu sezon yine şampiyon olacağı söylendi. George Russell Verstappen’in her yarışı kazanacağı yorumunu yapsa da ben bu sezon Verstappen’in en fazla 15 yarış kazanacağını düşünüyorum.

Aynı motora sahip olmalarına rağmen Perez’in göstermiş olduğu performans   Verstappen’e göre sönük kaldı. Sezon boyunca puan toplayıp Verstappen’i arkadaki araçlardan koruduğu müddetçe bu performans Red Bull için sorun oluşturmayacaktır.



Ferrari, her zaman olduğu gibi tifosiyi umutlandırıp ardından utandırmayı başardı. Yarıştan önce Leclerc’in aracından değiştirilen parça Leclerc’in yarış dışı kalmasına sebep oldu. Ferrari bu sezon da kabus görmeye devam edecek gibi görünüyor. Sainz ise daha iyi bir performans gösterebilecek olmasına rağmen lastiklerinin durumu sebebiyle Alonso ile girdiği podyum mücadelesini kaybetti ve yarışı dördüncü olarak tamamladı. Kariyeri boyunca istikrarlı sürüşüyle bilinen Sainz’ın her şeye rağmen bu sezon da bu istikrarını bir aksilik olmazsa devam ettireceği kanaatindeyim.

Aston Martin pilotları bu sezonun süprizi olacaklarını yarış boyu gösterdiler. 41 yaşındaki İspanyol pilot Alonso’nun önce Lewis Hamilton ile pist üzerindeki mücadelesi daha sonra  Sainz’ı geçip podyuma çıkması biz Formula 1 seyircilerine yaşın yanlızca bir sayı olduğunu gösterdi.Hep yanlış kariyer tercihleri yapmasıyla eleştiri yağmuruna tutulan Alonso, Aston Martin’e geçiş yaparak kariyerinin en doğru tercihini yapmış gibi  gözüküyor.



Stroll ise sezon öncesinde iki el bileğinin kırılmasına rağmen hızlı bir şekilde iyileşme kaydederek koltuğuna oturmayı başardı. Her ne kadar formasyon turunda virajı kaçırıp ilk turda Alonso’ya temas etmiş olsa da sakatlığına rağmen başarılı bir şekilde yarışı tamamladı. Bence Stroll bu yarışa çıkartılmamalıydı. Açıkçası saçma sapan kurallarıyla  son birkaç sezondur gündemde olan FIA’nın, Stroll için nasıl yarışma izni verdiği benim açımdan büyük bir soru işareti.

Mercedes cephesinden yapılan açıklamalara baktığımızda ise bir an önce bu sezonun bitmesini beklediklerini söyleyebiliriz. Mercedes ilk fırsatta , 2024 sezonu çalışmalarına başlayacak gibi duruyor. Bu sezon şampiyonluk ihtimali oldukça düşük olan Lewis Hamilton’ın Mercedesten  sezon sonunda emekli olacağını düşünüyorum.



Bottas yarış içerisinde beşinciliğe  kadar yükselmiş olsa da temposunu bir süre sonra kaybetti ve 8.olarak sezonun ilk yarışında puan almayı başardı. Zhou ise oldukça silik bir performans gösterdi ve yarışı 16.olarak tamamladı.

Alpine’de ilk yarışına çıkan Pierre Gasly, yarışa sonuncu başlamasına rağmen 9.olarak yeni takımıyla 2 puan almayı başardı. Ocon fazlasıyla dağınık bir yarış geçirdi. 3 kere farklı nedenlerden dolayı ceza aldı  ve yarış dışı kalarak yarışı bitiremedi. Ocon bedenen yarışın içerisinde olsa da ruhen ve zihinsel olarak kesinlikle yarış içerisinde değildi. Umarım Ocon kısa süre içerisinde bu durumunu toparlar.

Alexander Albon, geçen sezondan beri  devam ettirdiği puan toplama istikrarını bu yarışta da sürdürdü ve 10.olarak Bahreyn GP’deki son puanın sahibi oldu. Logan Sargent ise bir çaylak için iyi sayılabilecek bir sürüş gerçekleştirerek herhangi bir olaya karışmadan yarışı 12.sırada tamamladı. Gelecek yarışlarda puan için mücadeleye girebileceği sinyalini de bence bu yarışta verdi.



Haas’ın iki tecrübeli pilotu da yarışı beklentimin üstünde bitirerek bu sezon puan toplayabileceklerinin sinyallerini verdiler.

Bahreyn GP’si  hem Alpha Tauriler hem de Mclarenler için oldukça sıkıntılı geçti. Piastri istediği performansı ortaya koyamadan yarış dışı kaldı. Mercedes motorlu  Aston Martin’in Alonso ile  podyumun üçüncü basamağına  çıkarken  yine Mercedes motorlu Mclaren’in yarış dışı kalması yaşadıkları sorunların boyutunun nedenli büyük olduğunu bize net bir şekilde gösterdi. Her iki takım da gelecek yarışlarda yaşadıkları sorunların üstesinden gelecebilecek mi ? göreceğiz.

Bir sonraki yarış olan Suudi Arabistan GP’de görüşmek üzere.

 

Salih SÖZCÜ

11 Mart 2023 Cumartesi

YÜZYILI BİR KUTUYA SIĞDIRMAK



Yaklaşık 2 hafta önce sosyal medyadaki tarih öğretmenleri gruplarında bakanlık bünyesinde çalışan tarih öğretmenlerine Cumhuriyetin 100.yılı anısına Türk Tarih Kurumu tarafından bir kutu içerisinde kitap setinin hediye olarak gönderildiği bilgileri dolaşmaya başlamıştı.

Çok fazla ayrıntı verilmese de setin içerisinde bulunanlardan az çok haberdar oldum. Bu hafta içerisinde kitap setinin Akhisar’daki tarih öğretmenlerine ulaştırılmaya başladığını öğrendim. Bu bilgi üzerine okul idaresine kitap setinin okula gelip gelmediğini sordum. Ertesi gün kitap seti müdür yardımcımız tarafından ilçe milli eğitimden bana verilmesi için teslim alındı. Böylece bir süredir hevesle beklediğim set elime nihayet ulaşmış oldu. Setin içinde yer alan birbirinden değerli üç kitabın yanında bir ajanda ve mektup bulunmaktaydı. Mektupta tarih öğretmenlerine 24 Kasım öğretmenler günü hediyesi olarak bu setin MEB, Kültür Bakanlığı ve Türk Tarih Kurumu’nun kurumlararası işbirliği aracılığıyla gönderildiği yazmaktaydı. Kitap setiyle birlikte böyle bir mektubun gönderilmesi oldukça şık bir davranış idi.

                                       

Kitap setinin içerisinde, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın “ Osmanlı’da İlmiye Teşkilatı” Justin McCarthy’nin “Ölüm ve Sürgün” ve Kazım Özalp’in “Milli Mücadele I-II” kitapları yer almaktaydı.

                             

Birbirinden kıymetli, oldukça kapsamlı ve tatmin edici olan bu üç kitap ile Cumhuriyetin 100.yılına yapılan vurgu oldukça dikkat çekici idi.

                             

 Şöyle ki; İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın “Osmanlı’da İlmiye Teşkilatı “eseri eğitimin temel neferleri olan biz öğretmenler için geçmişten bugüne uzatılmış bir fener olması hasabiyle güzel tercih bir olmuş. Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşid; ilimdir, fendir.” sözünün altının bu kitap vasıtasıyla bir kez daha kalın çizgilerle çizilmeye çalışıldığını düşünmekteyim.

Justin McCarthy’nin “Ölüm ve Sürgün “ adı eseri Osmanlı Devleti’nin yüz yıllardır hakim olduğu coğrafyaları kaybetmesiyle başlayan geri çekilme sürecinde yaşanan göçler nedeniyle Balkanlarda ve Ortadoğu’da yaşayan Türkler ile Müslümanların Milli Mücadele öncesinde karşılaştığı sıkıntıları, göç serüvenlerini anlatması bakımından kaynak niteliğinde bir eserdir

Kazım Özalp’in “Milli Mücadele I-II” adlı eseri ise bir yandan Osmanlı Devleti’nin yıkılışı sonrasında bir varoluşun sancılı sürecini iliklerine kadar yaşayan bir milletin mücadelesini gözler önüne sererken diğer yandan da tünelin sonundaki ışığının görülmesininn yaşattığı mutluluğu resmetmektedir.

                                

Bu kitapların her birinden bütün zümredaşlarımın farkındalık içerisinde  fazlasıyla istifade etmesini ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın , bu tarz yöntemlerle branş ayırt etmeksizin bütün öğretmenlere daha fazla imkan ve kaynak sağlamasını temenni ederim.

 


1 Mart 2023 Çarşamba

F1 2023 SEZONUNA PROJEKSİYON

 



Geçtiğimiz hafta yapılan sezon öncesi testleriyle F1 2023 sezonu resmen başladı.

Geçmişe oranla yapılan testlerde bazı farklılıklar göze çarpmakta idi. Testlerin gün sayısının azalması ve canlı yayın vasıtasıyla F1 seyircilerine ulaştırılması en önemli farklılıklar olarak öne çıktı.



2004 yılında 20 gün süren sezon öncesi testleri 2023 sezonu öncesinde ise 3 güne kadar düşürüldü. Bu durum takımları, pilotları ve takım mühendislerini olumsuz etkileyecek olsa da aslında takımların kendileri hakkında az veriye sahip olması daha da rekabetçi bir sezonun yaşanmasını sağlayacaktır.

Lansmanlara acaba sezonda kullanılacak gerçek aracı mı ? yoksa kullanmayacakları başka aracı mı ? getirdiler tartışmalarının gölgesinde, çıktıkları test özellikle Red Bull açısından olumlu geçti. Karşılaştığım birçok yoruma göre bu sezonunda favorisi olarak Red Bull ve takımın birinci pilotu Verstappen görülüyor. Öyle ki Red Bull, Leclerc’in geçen sezon Bahreyn GP’de  pole pozisyonunu elde ettiği süreyi bu testte geçti. Bir Ferrari taraftarı olsam da bende bu sezonun net favorisi olarak Red Bull’u görüyorum.



Ferrari sezon öncesi testlerini sorunsuz bir şekilde tamamladı. Geçen sene takımın elde ettiği ikincilik sonrasında Ferrari’nin bu sezon neler yapacağı merak konusu. Binotto sonrasında takımın başına Vasseur’un gelmesiyle beklenen şampiyonluğun bu sezon elde edilebileceği ihtimali güçlü gibi görünse de bunun zaman alacağı aşikar. Inaki Rueda’nın fabrikaya çekilmesi Ferrari taraftarını memnun etmiş gibi görülüyor. Böylece Ferrari’nin sezon içerisinde stratejik hatalar yapmayacağı ve stratejik anlamda Red Bull’a yakın olabileceği düşünülüyor. Ferrari’nin büyük bir sürpriz olmadığı müddetçe beklediği, özlediği, istediği şampiyonluğu bu sene de elde edemeyeceğini ve sezonu yine ikinci basamakta tamamlayacağını düşünüyorum.



Mercedes’te Russell’ın testler sırasında yolda kalması dışında bir sorun yaşanmadığını ve geçen seneye göre bazı problemlerini çözmeye başladığını gözlemledim. Zeropod’dan vazgeçmek istemeyen Mercedes, her ihtimale karşı sezon içerisinde yeni bir tasarıma geçiş yapabileceğinin sinyalini de verdi. Toto Wolff yaptığı açıklamada ciddi bir ilerleme kaydetmek istemelerine rağmen bundan pek emin olmadıklarını söyledi. Hamilton’ın şayet bu sezon da geçen sezonun tekrarını yaşayacak olursa emeklilik fikrini düşünebileceği ortaya atılan söylentiler arasında.

Mercedes pilotları ile Ferrari pilotları arasındaki zaman farkının çok az olduğu hatta Mercedes’in zaman zaman bu rekabette öne çıkabileceği düşünülse de ben Mercedes’in Red Bull ve Ferrari’nin ardında sezonu üçüncü bitireceğini düşünüyorum.

Aston Martin’in testlerde gösterdiği performans şaşırtıcı idi. Fakat bende dahil birçok kişi Aston Martin’in geçen seneden farklı bir konumda olmayacağını düşünüyor. Her ne kadar gelişim gösterdikleri için Mercedesleri geçebilecekleri söylense de ben Aston Martin’in sezonu dördüncü ya da beşinci sırada tamamlayacağı kanaatindeyim. Ayrıca bu sezon Aston Martin pilotlarından Alonso’nun yıllar sonra kaotik olabilecek yarışlarda en az bir yarış galibiyeti elde edebileceğini umuyorum.   

Alpine’in Renault’tan dönüşümünden sonra bu sezon orta sıralardaki en iyi sezonunu geçireceğini düşünmekteyim. Alpine pilotlarının ikisininde Fransız olmasının bu durumda etkili olacağını fikrindeyim. Karakterlerinin birbirine zıt olmasına, Otmar Szafnauer’in yersiz açıklamalarına rağmen iki takım arkadaşının aralarındaki dengeyi kuracağına inanıyorum. Her iki pilotunda kariyerlerinde birer yarış galibiyeti bulunmakta. Alpine pilotlarının Aston Martin pilotları ile büyük bir çekişme yaşayacaklarını, kaotik yarışlarda en az bir yarış galibiyeti için mücadele edeceklerini ve sezonu ilk üç basamak dışındaki en üst basamakta tamamlamak için uğraşacaklarını öngörmekteyim.



Alfa Romeo’da Bottas-Zhou geçen sezon güzel bir ikili oluşturdular. Sezon önceki test sürüşlerinin ikinci günde Zhou testi Verstappen’in önünde lider olarak tamamladı. Zhou çaylak olarak F1’de geçirdiği ilk sezonunda beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Bu sezon Zhou’dan beklentim oldukça yüksek. Zhou’nun aksine geçen sezon beklentilerin altında bir performans sergileyen Bottas’ın ise bu sezon kendini daha fazla yarışlara odaklaması gerektiği düşüncesindeyim. Tecrübe ve toyluğun oluşturduğu enerjinin Alfa Romeo pilotlarını zor olsa da podyuma taşıyacağına inanıyorum. Ayrıca Alfa Remeo’nun araç liverysi ve yarış tulumları konusunda gridin en iyisi olduğunu fikrindeyim. Tüm bu olumlu veriler ışığında Alfa Romeo’nun sezonu altıncı basamakta tamamlayacağını düşünüyorum.

Mclaren 2018 yılından beri dalgalı performansına devam etmekte ve  bu test haftasında da  beklentilerin  altında kaldı. Bu durumun bir benzeri geçen sezonda yaşanmış ancak  Norris bireysel başarılarıyla  bu durumu kısmen de olsa perdelemişti. Norris son iki sezondur yaptıklarıyla kendisini kanıtladı ve  gelecek sezonlar için şampiyonluk adayı olan takımların boşalacak pilot koltuklarını doldurmak için en büyük adaylardan biri durumda. Oscar Piastri’nin büyük bir gürültüyle takıma gelmesi Mclaren için neleri değiştirecek? Ricciardo'nun sözleşmesini feshetmek doğru bir karar mıydı?  Piastri için yapılan  ödeme gerekli miydi? .Bütün bu soruların cevabı sezon içerisinde belli olacak. Şu an gridde kendisini fazlasıyla kanıtlamaya muhtaç tek pilot Piastri. Mclaren’in bu sezonu yedinci bitireceğini düşünüyorum. Daha aşağı bir sırada bitirmeleri ise  benim için şaşırtıcı olmaz. Mclaren'in bazı yarışlarda puan almaları bile mucize olabilir.



Alpha Tauri’de geçen iki sezonda Yuki Tsunoda’nın beklentileri bir türlü karşılayamaması hem Red Bull’u hem de Alpha Tauri’yi ciddi anlamda olumsuz etkiledi. Honda ile arasında organik bir bağ bulunmayan Helmut Marko’nun yıllardır pilotları çatır çatır harcamasına rağmen Tsunoda’nın hala takımda kalması oldukça ilginç bir tutum olarak karşımızda durmakta.F1 severlerinin Yuki Tsunoda’da göremediği ancak Helmut Marko’nun gördüğü ışık gerçekten bu kadar yüksek mi? merak ediyorum açıkçası. Geçen sezon bir yarışlığına Williams’ın pilot koltuğuna geçen, De Vries bu sezon Alpha Tauri’den kontratı kaparak Tsunoda’nın takım arkadaşı oldu. Takım şu anda gridin en tecrübesiz takımı konumunda görülmekte. Lidere ihtiyacı olan takımda Tsunoda’nın yetersizliği karşısında De Vries’in birinci pilot olma konusunda nasıl adımlar atacağı merak konusu haline gelmiş durumda. Takımdaki tecrübe eksikliğinin yanında takımın satılığa çıkarılacağı dedikoduları can sıkan başka bir konu olarak göze çarpmakta. Bu şartlar altında Alpha Tauri’yi puan alabildiği müddetçe başarılı bir takım olarak göreceğimi ve takımın sezonu sekizinci tamamlayacağını düşünüyorum.

Williams takımı geçtiğimiz sezon bir taraftan birkaç yıldır yaşadığı maddi sorunları aşmaya çalışırken diğer taraftan da zamana zaman yarışlarda puanlar toplamayı başardı. Albon geçtiğimiz sezon bireysel çabaları sayesinde topladığı puanlar ile bu sezon için koltuğunu elinde tutmayı başardı. ABD’li Logan Sargent Williams pilotu olarak bu sezon griddeki iki çaylak pilottan biri. Williams’ın bu sezon arka grup içerisinde daha rekabetçi olacağını ve sezonu dokuzuncu sırada tamamlayacağını düşünüyorum.

Haas takımı ise iki sezondur pilot seçimleri konusunda tartışmaların odağında bulunmakta. Nikita Mazepin kaynaklı yaşamış olduğu maddi sıkıntıların ortaya çıkardığı sancılı süreç takım için hala bitmiş durumda değil. Pit duvarlarını küçülterek “tasarruf” planlarını uygulamaya koymuş olmaları bu seferde “Acaba Haas’ın F1’de ne işi var?” sorusunu beraberinde getirmiş durumda Hulkenberg ve Magnussen’in aralarında geçmişte yaşanmış sorunlar olsa da bu tecrübeli ikilin sezon içerisinde Haas’ın başarısı için ellerinden geleni yapacaklarını biliyorum en azından böyle olacağın umut ediyorum. Hulkenberg’in takıma katılmasına kişisel olarak pek taraftar olmasam da Haas için önemli puanlar toplayacağını biliyorum. Maddi sorunlarını göz önünde bulundurarak Haas takımının sezonu sonuncu olarak tamamlayacağını düşünüyorum.



F1 takımlarının sezon öncesi testlerde ortaya koymuş oldukları performanslar sonucunda beni en çok sevindiren takımların bu süreçte ciddi bir problem yaşamamaları ve birçok takımın geçtiğimiz sezon en çok başlarını ağrıtan yunuslama problemini çözmüş olduklarını görmek oldu.

Bu hafta Bahreyn GP’si ile özlediğimiz motor seslerini duyacağımız ve sönen beş kırmızı ışığın ardından başlayacak sezon için bütün takımlara başarılar dilerim.

Bakalım sezon içerisinde hangi sürprizlere, kaoslara, mor sektörlere, kırmızı bayraklara, güvenlik araçlarının girişine, en hızlı turlara, beklenmedik podyumlara şahit olacağız.


Salih SÖZCÜ

5 Şubat 2023 Pazar

MEB’İN 2023 TARİH, KÜLTÜR VE MEDENİYET SEMİNERİNE DAİR



Milli Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz 5 yılda olduğu gibi bu sene de tarih öğretmenlerini  “Tarih, Kültür ve Medeniyet Semineri” programına davet etti.  Osmanlı Devleti’ne yüzyıllar boyunca başkentlik yapmış olan İstanbul bu seminerin ev sahibiydi ve 81 ilden 600 civarında tarih öğretmeni, bu seminer programında bir araya geldi. Manisa’da bir tarih öğretmeni olarak görev yapan ben de o 600 kişinin içerisindeydim.  

Seminer deyince akıllara ilk olarak öğretmenlerin bir salonda toplanarak onlara bir konu hakkında ayrıntılı bilgi yüklemesi yapıldığı gelse de bu seminer  programı içinde barındırdığı  bazı kültür gezileri sayesinde bu imajı dağıtarak diğer seminerlerden farklı olacağını ortaya koymuştu.

Seminer programının ilk gününde programın gerçekleşeceği otelin girişinde katılımcı öğretmenlere MEB tarafından hazırlanan küçük bir çanta verildi. Bu küçük çantanın içerisinde MEB logosunun bulunduğu kalem, dosya, not defteri ve bir kitap bulunuyordu. Konuştuğum öğretmenlerden edindiğim bilgiye göre her öğretmene verilen çantaya farklı kitaplar koyulmuş. Bana ise Erhan Afyoncu hocamın Yeditepe Yayınevinden çıkan “Herkes İçin Kısa Osmanlı Tarihi” kitabı denk gelmişti.


Sayın bakanın yurt dışı programı olduğu için programın açılış konuşmasını MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Cevdet Vural gerçekleştirdi. Onun ardından kürsüye gelen  MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, yaptığı konuşmada liselerde tarih eğitimi konusunda bazı eksikliklerin ve yanlışlıkların bulunduğunu belirterek  düzeltilmesi gerektiğini aktardıktan sonra Avrupa merkezli tarih anlayışı yerine Türk tarihi merkezli bir tarih eğitim modelinin oluşturulmasının gerekliliğini vurgulayarak  tarihin süreklilik sağlayan bir bilim dalı olduğunu söyledi. Ayrıca 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılı için  yeni tarih müfredatı hazırlanıp buna uygun yeni ders kitaplarının yazılacağını söyledi. Konuşmasının bitiminde katılımcılarla birlikte toplu fotoğraf çekimi yapıldı.




Programa davet edilen akademisyenlerin her biri alanında uzman ve çoğunlukla Marmara Üniversitesi bünyesinde görevli olan akademisyenlerdi. Bu durum Marmara Üniversitesi’nden mezun olan bir tarih öğretmeni olarak beni ziyadesiyle mutlu etmişti. Dersini aldığım hocalarımla mezun olduktan sonra öğretmen olarak karşılaşmak, onlarla selamlaşmak, kısa da olsa konuşmak benim için paha biçilemez anlar oldu.

Protokol konuşmalarından sonra seminerin ilk gün program akışı Prof. Dr. Okan Yeşilot, Prof. Dr. Aydın Usta, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ve Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşçı hocaların konuşmalarıyla devam etti. İlk gün içerisinde beni en çok şaşırtan bilgi, “İlk Müslüman Türk Devleti’nin İtil Bulgarları değil Samaniler olduğunun” Prof. Dr. Aydın Usta tarafından aktarılmasıydı. Maveraünnehir bölgesinde kurulan Samanilerin bilinenin aksine Türk olduklarını, diğer Türk devletlerinin ve boylarının İslamiyet’i Samaniler aracılığı ile öğrendikleri ve yeni ortaya çıkan kaynaklar doğrultusunda açıkladı. Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun basılacağından bahsettiği yeni tarih ders kitaplarına İlk Müslüman Türk Devleti’nin Samaniler yazılması gerektiğini söyledi. Bu durum aslında bir belgenin ortaya çıkarılmasıyla tarihi bilginin nasıl revizyona uğrayabileceğini açıkça ortaya koymuş oldu. Çünkü bundan birkaç yıl önce MEB, İlk Müslüman Türk devletinin Karahanlılar değil İtil Bulgarları olduğunu ders kitaplarında belirtmişti.

İkinci gün program akışı sabah namazının Eyüp Sultan Camii'nde kılınması, Eyüp Sultan Türbesi’nin ziyaret edilmesi ve Pierre Loti’de gün doğumunun seyriyle başlamış oldu. İkinci günde ise Prof. Dr. Uğur Demir, Dr. Coşkun Yılmaz ve Prof. Dr. Vahdettin Engin hocalar konuşma yaptılar.

Konuşmasında Prof. Dr. Uğur Demir, öğrencilerin liseden üniversitelerin tarih bölümlerine “bence”lik duygularıyla geldiğini ve bu durumun öğrencilerin üniversitedeki eğitim sürecini zorlaştırdığını belirterek, Osmanlı tarihinin tarih eğitiminde nasıl anlatılması gerektiğinden bahsetti.  



Dr. Coşkun Yılmaz müzelerin tarih eğitimindeki yerinden ve öneminden bahsetti.



Prof. Dr. Vahdettin Engin Osmanlı ve Cumhuriyetin birbirinin devamı olduğunu ve Cumhuriyet ile Osmanlı’nın keskin çizgilerle ayrılmaması gerektiğini vurguladı.



Konuşmacıların sunumlarından sonra Kâğıthane’ de bulunan Osmanlı Arşivi Yerleşkesine gidilmek üzere yola çıkıldı. Osmanlı Arşivi’nin konferans salonunda öğretmenlere  “Arşiv ve tarih eğitiminde arşiv kullanımı “ konusunda kısa bir sunum gerçekleştirildi. Arşiv yayınlarına ait kitaplar katılımcılara dağıtılmasından sonra Arşiv Müzesi ve arşiv araştırma salonu gezildi. Öğrencilik yıllarımda boş zamanlarımın çoğunu geçirdiğim arşiv binasına bir öğretmen olarak gelmek, burada geçirdiğim günlerin bana katmış olduğu önemli kazanımların meslek hayatıma olan etkilerini hissetmek beni aşırı sevindirdi. Orada karşılaştığım tanıdık yüzlerin olması ve beni unutmayan görevli memur arkadaşların bana selam vermesi ile geçmişten gelen bir mutluluk tebessümü yüzüme yerleşti.




Üçüncü ve son günü seminer programın en farklı günü oldu. Program Topkapı Sarayı Müzesi gezisi ile başladı. Her ne kadar Topkapı Sarayı’na defalarca gitmiş ve hakkında birçok şey biliyor olsam da bu seferki gidişim hepsinden farklı idi. Artık bir tarih öğrencisi değil bir tarih öğretmeniyim ve  600 meslektaşım ile birlikte Osmanlı Devleti’nin kalbini keşfetmeye çıkmıştım. Katılımcılar 50’şer kişilik gruplara ayrıldı ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ayarlanan rehberler eşliğinde gerçekleşen gezide  gruplara  Topkapı Saray’ı bölüm bölüm gezildi. Bende içinde bulunduğum grupta yeri geldiğince saraya dair bildiğim bazı bilgileri diğer öğretmenlere aktardım. Saray’ın bazı bölümleri restorasyonda olduğu için saray turumuz beklenenden kısa sürdü. Hatıra fotoğrafları çekildikten sonra Gülhane Parkı’nın içerisinde yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi gezildi. Oradan da Ayasofya Camii’ne geçildi. Caminin ziyaretinden sonra burada Cuma namazı kılındı. Namazın ardından İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü binasında yenilen öğle yemeği sonrasında boğazda tura çıkıldı. Yaklaşık 1 saat civarında süren boğaz turunda önce Avrupa yakası sahilinde bulunan eserler sonrada Anadolu yakası sahilinde bulunan eserler görüldü. Teknenin Eminönü'ne geri dönmesiyle birlikte dolu dolu geçen seminer programı sona ermiş oldu. Ülkenin her noktasından gelen öğretmenler olarak  güzel hatıralar ile görev yerlerimize dönmek için yola çıktık.




Program hakkında genel bir değerlendirme yapacak olursam; kendi açımdan bilmediğim birçok şeyi öğrenmiş oldum. Genç ve tecrübeli öğretmenlerle tanışma imkânı buldum. Tecrübeli meslektaşlarımın anlattıklarından kendime bazı paylar çıkarmaya çalıştım. En çok etkilendiğim noktaların başında ise İstanbul’a ilk defa gelen meslektaşlarımın sayısının oldukça fazla olması gelmekte. Seminer programının başlatılma sebeplerinden birinin bu durum olduğunu bir meslektaşımdan yaptığımız konuşma sırasında öğrendim. Tarih öğretiminde başı çeken tarih öğretmenlerinin yaşamış olduğu bu eksikliğin giderilmeye çalışılması gayet sevindirici. Çünkü altı asıra yakın Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış olan İstanbul’un bizzat gelip görmeyen bir tarih öğretmenin bazı noktalarda eksik olduğunu düşünüyorum.



Konuşma yapan akademisyenlerin tarih eğitimine nerden baktıklarını görmek benim için yeni ufuklar açtı ve yeni bakış açıları kazandım. Benim açımdan oldukça faydalı bir program oldu.

Belirtmeden geçemeyeceğim ki, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü personeline misafirperverlikleri için ayrıca teşekkür ediyorum. Bizzat tek tek öğretmenlerle ilgilenmeleri bizleri oldukça özel hissettirdi.

Her ne kadar ufak tefek bazı sorunlar olsa da Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlere dair bu tarz programlarının artmasını temenni ediyorum.

Yazı, Bir Yazı Daha

Ben öncelikle kısaca bir kendimden bahsedeyim. İsmim Salih Sözcü. Marmara Üniversitesi Yeni Çağ Tarihi ABD.'de yüksek lisans yapıyorum ve Manisa'da tarih öğretmeniyim. Daha önce çok farklı yerlerde yazılarım oldu. Tamamı alanımla ilgili yazılar. Fakat burada, bu blogu kurmamda amaç, sadece alanımla alakalı değil, alan dışı bazı konulardaki fikirlerimi yorumlarımı sizlerle paylaşmak olacaktır.


Farklı konularda fikirlerimi ifade etmemin bana çok yönden getirisi olacağını düşündüm. Bunun için bu blogu açmaya karar verdim.

Mümkün olduğunca haftalık olarak buraya bir şeyler yazmayı düşünüyorum

Hatalarımı eksikliklerimi hiç çekinmeden yorumlarda veya bizzat bana ulaşarak bildirebilirsiniz. Sorularınızı da bana ulaştırabilirsiniz. 

Şimdiden keyifli okumalar !